
dogrucu anna'nın yalan dünyasını konu alan passion of anna, bergman'ı liv ullmann'la yaptığı bir diğer başyapıttır. filmi bergman açısından ele alacak olursam en ilginç yanı karakterlerin kendilerini tanıtmaları. 4 önemli karaktere de birer planlık ''filmdeki kendilerini tanıtma'' şansı vermiş bergman. filmde oldukça çok derin psikolojik değerlendirmelere yer verilmiş. birinin surata yakın çekim yapıldığı an anlıyoruz ki gene ''tek kişilik psikoloji dolu bir diyalog'' içerisindeyiz. genelde karşılıklı konuşmaya izin vermemiş bergman ustamız, hep biri konuşuyor ve bu genelde andreas. andreas demişken, adamımız kendi çapında adada yaşamaya çalışan garibancana bir adam. karısı hakkında çok fazla bilgi verilmiyor filmde ama eskiden bir karısı olduğunu anlıyoruz en azından.
anna, kocası ve çocuğunun ölümünden kendisini sorumlu tutan sorunlu bir kadın. geceleri genelde uyuyamıyor, uyuduğu zamanlarda da sürekli trafik kazası ile ilintili kabuslar görüyor. derken anna bir gün telefon etmek amacıyla andreas'ın evine geliyor ve olaylar gelişiyor. daha sonra elis ve eva ile de tanışıyor ve yalnızlık dolu mutlu dünyası bir anda insanlarla doluyor. şanssızlık budur ki, andreas'ın tanıştığı herkes kendisinden daha problemli. problemli insanlar arasında andreas, yalnızlığın yüceliğini anlıyor.
yönetmenlik açısından eleştirilebilecek bir yan bence anna ile andreas'ın yakınlaşmaları aşaması. bir anda bunların birkaç aydır beraber yaşadıklarını söylüyor anlatıcı. oysa biz daha bunları sadece toplu bir akşam yemeğinde beraber gördük, o kadar. ben bu kısmı açıkcası yadırgamıştım izlerken, cdde problem mi var acaba diye bile düşündüm.
neyse, andreas'ın iki arkadaşı daha var. biri bronşitli yaşlıcana bir adam, diğeri de hayvan ölümlerinden sorumlu tutulan masum bir herif. filmin sonunda masum herif, diğerleri tarafından suçlu ilan edildiği için intihar ediyor. burada bence masum-suçlu karşıtlığına dem vuruyor usta. masum adam toplum tarafından ezilirken andreas, deli anna ile yaşamını devam ettirmesinin saçmalığını fark ediyor.
filme hakim ana duygu ''iletişimsizlik''. anna, andreas'ın yalancı olduğunu söylüyor. andreas da anna'nın yalanlar içerisinde yaşamasından çok rahatsız. karşılıklı çıldırıyorlar. andreas, anna'yı baltalamaya çalışıyor; anna da andreas'ı araba kazası yaparak öldürmeye çalışıyor. film belki de bugüne dek izlediğim en etkileyici planla noktalanıyor. andreas, anna'nın peşinden gitmek ile gitmemek arasında gidip geliyor, deliriyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder