karizmatik isimli alman yönetmen rainer weiner fassbinder'in almanya'da yabancı olmak ve yabancı baskısı konulu, adı ali:fear eats the soul diye de geçen muhteşem filmi. film, almanya'ya çalışmak için gelen fas'lı bir işçi ile yaşlı bir temizlik görevlisi alman'ın aşkını konu alıyor. lakin asıl dikkat çeken, filmin konusunun yasak aşk temasının çok da ötesinde bir özgünlüğe sahip olmamasına rağmen inanılmaz şekilde kendisini izlettirmesidir. fassbinder'in özellikle oyuncuları yönetim hususunda başarılı olduğunu biliyordum, çok büyük sürpriz olmadı böylesine başarılı oyunculuklar görmek. fassbinder bu filminde renkleri de çok güzel kullanmış.ali:fear eats the soul, bana göre bugüne dek sessizliğin en güzel konuşturulduğu filmdir. kalabalık ortamda, belirli bir olay ya da diyalogdan sonra fassbinder, ana karaktere yakın plan girer suratına ve sessizce etrafa baktırır. o bakışın anlamı nice diyalogla kesinlikle kurulamazdı.
onun dışında filmin psikolojik yoğunluğu da birkaç kelamı hak ediyor. ali ile emmi'nin aşkı, başlarda mahalle baskısından dolayı çok yıpratılır. onlar da aşklarına sahip çıkmak için birbirlerine daha sıkı sarılırlar. daha sonra emmi, ''zaman her şeyin ilacıdır'' der ve ali'yi tatile götürür. tatil dönüşü, her şey emmi'nin tahmin ettiği gibi gelişir. ama onları bir arada tutanın mahalle baskısı olduğunu hesaba katamaz, ilişkileri bozulur.
hitler'in yemek yediği yerdeki diyalog, emmi'nin ali'nin kaslarını diğer meslektaşlarına gösterdiği kısım ve sarı koltuklu çay bahçesivari yerde beraber oturdukları seanslar çok hoşuma gitti. bir de ortalamasının üstünde genel plan kullanmış fassbinder bu filmde. yine çoğu zaman bizi kutuya sıkıştırıyor hissini zorla verse de, birkaç geniş sokak çekimi bile vardı. bağlayacak olursam raaaiinerrr wweiiineerr faasssbinder, rainer weiner fassbinder!


